|
|
CoachPro Bülten - Kasım 2010
► Değerli CoachPro Hekimlerine… ► Mozaikler: Antakya Mozaik Müzesi Ä Yazıların devamını görmek lütfen ilgilendiğiniz başlığa tıklayın.
CoachPro Hekimlerine Özel...
CoachPro, sizi durup bir kendinize yakından bakmaya ve bu benzersiz bireyle daha fazla ilgilenmeye davet ediyor. Kendini yeniden gözden geçirmek ve kısa veya uzun vadeli sorunlarla baş etmekte yeni yollar keşfetmek için bir fırsat vesilesi olmayı hedefliyor.
Sitedeki kısa kayıt formunu (www.avatarcoaching.com/CoachPro) doldurarak bu özel sürece ve gruba katılıyorsunuz... Ve aslında kendinize biraz zaman ayırmak istediğinizi ifade etmiş oluyorsunuz...
Bu sürece dahil olmak, tıpkı kendinize verdiğiniz bir armağan paketi gibi... Paketin içinde Davranış Tercihleri Envanteri (tıklanınca web sitesindeki bilgiye gidiyor) de var. Yıllar içerisinde, muhtemelen size yardımcı olan bazı davranış alışkanlıkları geliştirdiniz. Bu tercihleri, size diğer deneyimlere göre daha fazla fayda sağlayan deneyimleriniz sayesinde oluşturdunuz. Bu envanter, tahminen farkında olmadığınız bu tercihlerinizi tam olarak tespit etmenizi sağlayacak. Çevrenize yaklaşımınızı bilmek ise, tarzınıza uygun uyum yöntemlerini seçmenize ve bu konuda daha iyi bir konuma gelmenize yardımcı olacak. |
![]()
|
|
|
Armağan paketinizin içinde sürece özel olarak paylaştığımız ve bundan sonra paylaşacağımız tüm diğer çalışmalar var.
Bu paketin sadece CoachPro hekimlerine özel olabilmesi için sizlerden haber bekliyoruz...
Değerli CoachPro Hekimlerine…
Hekimlik, toplumsal beklentilerin oldukça yüksek olduğu bir meslek. Hekimliğin dışında her birimiz anne, baba, eş, evlat, kardeş, arkadaş, meslektaş, akademisyen, yönetici, vatandaş gibi pek çok yorucu rolü üstleniyoruz. Bunların hepsi bir yana, bir de kendine özgü benzersiz bir birey olarak ihtiyaçlarımız, isteklerimiz, kaygılarımız ve umutlarımız var…
CoachPro, sahip olduğumuz potansiyeli görmeye ve geliştirmeye yönelik geniş kapsamlı bir yaklaşım sunuyor.
Amacımız, bir kişisel gelişim sürecinde nihai hedef olan ‘bireyin kendi kendine koçluk yapması’ yetkinliğine ulaşmak için kullanılan temel yöntemleri ve araçları paylaşmak, bunları deneyimlemek…
Çalışmamız, mutluluğa bilimsel anlamda yaklaşan Diener'in "öznel iyi-oluş hali (subjective well-being)" kavramına vurgu yapıyor. Bu kavram; algıladığımız yaşam kalitesini, duygusal ve zihinsel iyilik halini, pozitif psikolojinin keyif veren, nitelikli ve anlamlı hayat kavramlarını, güçlü yönlerimize ve iyimserliğe odaklanmayı içeriyor. Çalışmada bilişsel yapının göstergesi olan davranış ve tutumları tanımak, iyimserlik/ kötümserlik hakkında kişisel farkındalığı artırmak ve iyimserliğe vurgu yapmak önem taşıyor. Kişinin kendisini daha iyi tanıdıkça, değerlerini farkettikçe yaptığı işle kendini daha etkin bir düzeyde ifade etme fırsatı bulacağından, bu doğrultuda yapılan işi anlamlı kılma ve tatmin olma düzeyinin yükseleceğinden yola çıkılıyor.
Sıfatlar ve değerler
Bu tür çalışmalarda hedefleri netleştirmek, üzerinde çalışılacak konuları belirlemek başlangıç için iyi bir zemin sunuyor. Kendinizi tanımlamak için hangi sıfatları kullandığınızı; ebeveynleriniz, öğretmenleriniz, arkadaşlarınız, işverenleriniz, meslektaşlarınız veya çocuklarınızın sizin için hangi sıfatları kullandığını fark etmek çok kıymetli bir farkındalıktır. Sizi başkalarının sizi nasıl gördüklerini ve sizin kendinizi nasıl ortaya koymak istediğinizi keşfe çağırıyoruz. Bu sıfatı belirlemek hedefinize ışık tutan bir netlik yaratacaktır. Örneğin, sizi hep ‘sabırlı’ veya ‘uyumlu’diye tanımladıklarını biliyorsunuz ama siz yaşamınızın bundan sonraki kısmında sabırlı veya uyumlu değil, güçlü olmayı hedefliyor olabilirsiniz.
1. Resmin bütününü görmek: Yaşam denge çemberi Yaşam dengelerimizi bozan sorunların varlığında etkili çözümler sağlayabilecek yaşam becerileri geliştirmeli, uyum yeteneklerimizi artırmalı ve kaynaklarımızı harekete geçirmeliyiz…. İçinde bulunduğumuz durumu ve nerede takıldığımızı farketmek, etkin davranışı başlatabilir.
Nasıl uygulayacağız? Yaşam denge çemberi içindeki her yaşam alanınız ile ilgili kendinize bir skor belirleyin. En yüksek skor olan 10 derecesi, o alanda idealinizdeki yaşam vizyonunuz ile ilgilidir. Her alanda, arzu ettiğiniz yaşam şekline ne kadar yakınsınız? Örneğin, sağlık alanında hedeflediğiniz düzeye ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kendinize ideal noktanız olan 10 üzerinden kaç veriyorsunuz? Bu çemberin her bir bölümünü yaptığımızda yaşamımızın bütünü hakkında bir fikir edinebiliyoruz. Desteklemeye ihtiyaç duyduğumuz alanları daha iyi görebiliyoruz.
2. Değerlerle vizyon oluşturma Bu çalışmada değer; bir düşünce, eylem ya da nesnenin bizim için taşıdığı önemi belirleyen, niteliğe ve niceliğe ilişkin inançlar anlamıyla kullanılıyor. Başkasına, kendine ait değerler penceresinden bakmak, belli bir çerçeve içinde kalanları onaylamak, diğerlerini yadırgamak ve reddetmek hepimizin yaptığı otomatik davranışları kapsıyor. Zaten her gün sürekli aldığımız kararın çoğu otomatik olarak gerçekleşiyor. Değerlerimizin farkında olsak da, olmasak da bu kararlarda temel rolü oynuyorlar. Kabul veya reddettikleriniz, hayatınızı kolaylaştırıyor mu, yoksa zorlaştırıyor mu? Hedeflerinizle uyumlu mu?
Değerlerimizi ortaya çıkarmak için gençlik yıllarınıza dönerek hayalleriniz ve isteklerinizi hatırlamak yararlı oluyor. Sizi yönlendiren neydi? Ne olmak istiyordunuz? Kime hayrandınız? Hayatınızın çeşitli safhalarında gerçekleşen başarı ve mutluluk anlarını düşünmek aydınlatıcı olabilir. Hangi değerlerinizi ortaya çıkardınız? Bu değerleri hala koruyor musunuz?
Antakya Mozaik Müzesi
Mozaikler… Kendi bütününden kopmuş küçük renkli taşlar bir araya geliyor, yeni bir bütünü oluşturmak için… Bizi oluşturan kimi daha parlak, kimi daha sade parçalar gibi. Yaşamımızı oluşturan binlerce anı, bizi biz yapan binlerce deneyim gibi. Her birimizin bizi kendine çeken o benzersiz mandalayı seçip renklendirdiği ve böylece onu kendine ait kıldığı gibi. Mozaik yapımı da, tıpkı mandala çizimi gibi tarihsel olarak çok eski dönemlere dek geriye götürülebiliyor. Ne de olsa, insanlar her zaman yaşam alanlarını süslemek için renkli taşları sevdikleri bir biçimi oluşturacak şekilde bir araya getirmiş ve bunları birbirine tutturmanın bir yolunu bulmuş.
Hatay Arkeoloji Müzesini gezerken ister farkında olalım, ister olmayalım, aklımızdan ve gönül gözümüzden yaşamımızı oluşturan bazı parçalar geçer. Belki başka gezi anları, belki başka müzelerde gördüklerimiz aklımıza gelir. İnsan emeğinin ve yaratıcılığının gücünü hissederiz. Hem bu eserlerin yaratılışı vardır gözümüzün önünde, hem de onun sessiz ve çalışkan bir insan topluluğu tarafından bulunduğu yerden çıkarılıp ince ince tekrar bütünleştirilmesi, bizler için sergilenmeye hazırlanması.
Resmi verilere göre, müzenin planları o zamanki Fransız yöneticiler tarafından 1934 yılında yapılmış ve 1939 senesinde, Hatay ana vatana ilhak edildiğinde müze binası tamamlanmış. Bu tarihten itibaren eserlerin tanzimi dokuz sene sürmüş ve 23 Temmuz 1948 yılında Hatay'ın kurtuluş bayramında müze ziyarete açılmış. Müze Hitit, Asur, Hellen, Roma ve Bizans dönemi eserlerinden değerli parçalar ve sikkeler içerse de, asıl ününü olağanüstü zengin mozaik koleksiyonuna borçlu. Mozaik denince akla Roma İmparatorluğu zamanında yaratılan pek çok eser geliyor. Daha çok şehir kaldırımlarında, meydanlarda, ev avlularında ve hatta banyolarda kullanılan, sırlı seramikten yapılmış bu mozaiklerin parçaları birkaç milimetre kadar küçük olabiliyor. Bu geziden geride kalanlara baktığımızda acaba her birimiz ne hissediyor, ne düşünüyor. Hangi parçalar bir tamamlanma duygusuna erişiyor, hangi parçalar eksik kalıyor. Belki de bazılarımız bu müzenin, bu mozaiklerin ve bu sikkelerin dünya kültür tarihinde kendine yakışan daha güçlü bir yer bulabilmesini özlüyor…
Saint Pierre Kilisesi
CoachPro çalışmasının başlangıcını yaptığımız Hatay kentinin dinler tarihi açısından en önemli özelliği, Hıristiyanlıkta çok önemli bir başlangıcı temsil etmesi. Habib-ün Neccar Dağı eteklerinde bulunan doğal bir mağaradan kiliseye dönüştürülen St. Pierre’in dünyanın ilk kilisesi olduğuna inanılıyor. Tarihte ilk defa bu kilisede Hz. İsa’nın dinini tanıyanlar “Hıristiyan” adını almış. Kilisenin olduğu bölge Hatay’ı kuşbakışı izlemek için de çok elverişli. Yaklaşık 13m derinliğinde, 9,5m genişliğinde ve 7m yüksekliğinde olan bu mağara kilise, 1963 yılında Papa IV. Paul tarafından haç yeri olarak ilan edilmiş. Her yıl 29 Haziran günü Katolik kilisesi St. Pierre kilisesinde ayin düzenliyor ve dünyanın dört bir yanından Hıristiyanlar bu ayine katılmak üzere buraya geliyor. İncil'de Barnabas'ın Tarsus'dan Pavlos'u buraya getirdiği, bir yıl birlikte çalışarak Hıristiyanlığı yaydıkları ve bu dine inananlara 'Hıristiyan' adının verilmesinin Antakya'da gerçekleştiği geçiyor. Pavlos, Galatyalılara yazdığı mektupta Antakya'ya gelen Petrus ile Hıristiyanlığın durumunu tartıştığını belirtiyor. Hıristiyan geleneği Petrus'u Antakya Kilisesi'nin kurucusu ve burada oluşan Hıristiyan topluluğun ilk başpapazı olarak kabul ediyor. Kilisenin erken döneminden günümüze sadece taban mozağinin parçaları ve sunağın sağında, duvar boyamalarının izi kalmış. Dağa açılan tüneli bir zamanlar burada toplanan Hıristiyanların baskınlar sırasında kaçmak için kullandıkları sanılıyor. Kayalardan sızarak yalakta toplanan su vaftiz için kullanılmış. Son yıllara kadar ziyaretçilerin şifalı kabul ederek içtikleri, hastalara götürdükleri bu su sızıntısı depremler nedeniyle giderek azalıyor. Sunak Kilisenin ortasındaki taş sunağın üstünde, eskiden 21 Şubat tarihinde Hatay'da kutlanan Saint Pierre Kürsüsü Bayramı için yerleştirilen taştan bir kürsü bulunuyor. Sunağın üzerindeki mermer St. Pierre heykeli 1932 yılında yerleştirilmiş. 1098 yılında Hatay'ı ele geçiren Haçlılar kiliseyi birkaç metre daha uzatıp iki kemerle ön cepheye bağlamış. Bu cephe 1863 yılında, Papa IX. Pius'un isteğiyle restore işlerine girişen Kapuçin rahipleri tarafından yeniden yapılmış. Restorasyona III. Napolyon da katkıda bulunmuş. Kilise girişinin solunda duran kalıntılar bir zamanlar ön cephenin önünde bulunan revaktan geriye kalmış. Bahçenin birkaç yüzyıl mezarlık olarak kullanıldığı biliniyor. Kilisenin iç kısmında da özellikle sunağın çevresinde mezarlar bulunmuş. Günümüzde müze olan kilisede Valiliğin izniyle Müze Müdürlüğü denetiminde ayin yapılabiliyor.
Basında "Mutluluk" Kavramı
► Dünyanın en mutlu adamıyla tanışın: Matthieu Ricard. devamı için tıklayın >>> ► Mutsuzluk virüsü size bulaşmasın devamı için tıklayın >>>
Bundan Sonra Ne Var ?
Resmin bütününü görmek, ideal sıfatlarımızı ve değerlerimizi netleştirmek hedefimize giden yolu aydınlatıyor. Bundan sonraki adım olarak gerçekleştireceğiz ilk webinar’da bu konuları daha açmayı, hedefimiz ve vizyonumuzla aramıza giren sabotajcıyı tanımayı, onu daha etkili şekilde yönetmeyi konuşacağız. Değerlerimizin hayat görüşümüzle ilgisini görmek ve yola hangi değerlerlerle devam edeceğimize karar vermek bize yol gösterecek.
Tekrar görüşmek üzere… |
|||